İnsanlık tarihi, genç idealistlerin verdiği kararlar ve attığı adımlarla şekillenmiştir. Bilinen en erken tarihten itibaren var olan milletler ve kurdukları uygarlıklar, bu cesur insanların kararlılıklarıyla vücut buldu. Bu kişilerin ortak özellikleri doğruyu görme basiretleri, o doğruyu seçme iradeleri ve uygulama cesaretleriydi.
Cengiz Han – Spartacus – Şeyh Şamil – Fatih Sultan Mehmet – Büyük İskender – Sabiha Gökçen – Jan Dark – Tomris Hatun – Nikola Tesla – Da Vinci – Malcom X – Mustafa Kemal Atatürk ve daha niceleri…
Bütün bu insanlar hayallerinin peşinde koştuklarında ve dünyayı değiştirdiklerinde yaş ortalamaları 21 idi.
Bugün Türkiye’de 18-35 yaş arası 21 milyon genç, iddia edilenin aksine, birbirimize karşı önyargısız olarak yaşıyoruz. Sahip olduğumuz problemlerin nedeni biz değiliz ama yaşadığımız tüm sorunların üstesinden gelebilecek güce sahibiz. Hem ülkemize hem de dünyaya yön verebilecek projelerimiz ve bunları yaşama geçirebilecek bilgimiz, irademiz, enerjimiz ve en önemlisi ideallerimiz var.
Çok net bildiğimiz gerçek şudur ki; Gelecek İnşa Edilebilir!
Onlarca devlet kurmuş ve içine düştüğü her zorluktan inancıyla çıkmayı başarmış milletimizin taşıdığı genetik miras, ülkemiz ve kendi adımıza kurduğumuz hayallerin gerçeğe dönüşebileceğinin kanıtıdır. Bunun için tek yapmamız gereken, ülkenin enerjisi olan biz gençlerin tek vücut olması ve ortak hareket etmesidir.
Bizler artık ülkemizin yönetiminde söz sahibi olacağız. Karar vericiler “Gençlere” gideceğiz “Gençliğe / Geleceğe” müracaat edeceğiz demek zorundadır. Çünkü gelecek biziz!
Biz, vicdani değerlerde ve insan olmanın güzelliğinde binlerce yıldır birbiri ile mayalanarak tüm dünyaya örnek olmuş medeniyetler kurmuş bir milletiz. Bugün de hayal ettiğimiz yaşamı inşa edecek güce sahibiz. Bu sebepledir ki, sevgi ve inanç ile yükselmiş karakterimizle, aklın ve bilimin ışığında çalışarak, Türk Miletinin layık olduğu imkanlara kavuşabilmesi için gayret göstereceğiz.
Biz, geçmişte başarılmış hikayeleri devam ettirecek ve nihayet kendi büyük başarı hikayemizi kendi elimizle yazacağız. Buna meseleler üzerinde düşünmek ve fikir üretmek ile başlayacağız.
Ülkemizin geldiği noktada yaşanan sıkıntılar, düşünce hayatının kısırlığı ile doğru orantılı olarak gelişmiştir. Bu durum, bağımsız düşünceyi ve iradeyi sınırlayarak gençliğin potansiyelinin önüne geçmiştir. MAYA’nın ilk ve en önemli hedefi, bu kısır döngüden kurtularak yeniden düşünmeye başlamamızı sağlamaktır.
Ülkemiz genelinde, farklı ekonomik seviye ve eğitim düzeyindeki gençler arasında, çeşitli tekniklerle yapılan araştırmalar, milletimizin “Vatanseverlik, ülke menfaatlerini bireysel inançların üstünde tutma, milli meselelerde ortak şuurla hareket etme” eğilimlerinin çok yüksek olduğunu göstermiştir. Yaşadığı tüm olumsuz tecrübelere ve uğradığı haksız ithamlara rağmen, Türk gençliği yaşadığı topraklara ve ülkesine bağlıdır ve kendisine fırsat tanınmasını beklemektedir. MAYA bu fırsatı yaratmaya öncülük etmek için var.
Zorda olana yardım etme, dayanışma ve yaşadığı toprağı güzelleştirme ve içinde bulunduğu koşullara dayanıklılık güdüsü, Türk milletinin her bireyinde yerleşiktir. Milletimizi güçlü kılan bu yapısıdır. Şüphesiz bu çeşit karakter yapısı milletimiz için sonradan kazanılmış değildir; bu bizim köklerimizde, MAYAmızda vardır. Tam da buradan hareketle, insan-toplum ve devlete ilişkin anlam değer dünyasını yeniden kurmamız şarttır. Ülkemizin; sosyal devlet gerekliliklerini tam manasıyla yerine getirebilen, sosyal adaletin işlerlik kazandığı, herkesin geleceğini görebildiği ve yeteneklerini kullanabildiği bir ülke haline gelmesini sağlamak öncelikli hedeftir.
Dünya hızla değişiyor. Her geçen yıl bu değişime ayak uydurmak daha da güçleşiyor. Gelişen teknoloji ile birlikte jenerasyonlar arasındaki fark da gittikçe açılıyor. Bugün geleceğini düşünen her aklı başında ülke, gençlerini anlamaya ve onların gözünden politikalar üretmeye ve uygulamaya başlamıştır.
Dünyanın en stratejik noktasına konumlanmış ülkemiz yöneticilerinin de bu gerçeği görmesi ve artık taşları buna göre oynatmaları mecburidir. Dünya artık endüstri 5.0’a hazırlanırken, bizim gündemimizdeki konular, dışarıdan dayatılan kısırdöngülerden ibaret olmamalıdır. Bu ülkeyi yönetenler artık, bu ülkenin gençlerinin etnik köken-mezhep- başörtüsü gibi ilkel takıntılarla ilgili olmadıklarını, gelecek kaygısı taşıdıklarını ve değişen dünyada kendilerine yer bulma çabalarını, bu topraklarda hayal kurmak, kurabilmek ve onları yine bu topraklarda gerçekleştirebilmek istediklerini görmek zorundadırlar.
Gelişen sanayi anlayışıyla yapay zekaların ve robotik teknolojilerin, askeri alanlardan hizmet sektörüne kadar her yerde kullanılmaya başlanması, yeni düzenin bu doğrultuda kurgulanması dünyayı bambaşka bir noktaya taşıdığı muhakkaktır. Böyle bir dünyada, bağımsız kalabilmenin ve var olabilmenin en önemli şartlarından biri, kimlik unsurlarını koruyarak bu düzene ayak uydurabilmektir.
Bugün yaşanan gelişmelerin ışığında geleceğe dair öngörümüz, önümüzdeki 20-30 yıl içinde halihazırdaki siyasi, askeri ve ekonomik paradigmaların büyük ölçüde değişeceğidir. Bu değişimde, internet ve yapay zeka gibi bilişim teknolojilerindeki baş döndürücü hız kadar sağlık, tarım ve su politikaları da belirleyici olacaktır. Zira, yaşanan iklim değişiklikleri ve artan nüfus sebebiyle, tükenen ekilebilir toprak ve su gibi kaynaklar, onların dağılımında büyük çatışmalara sebep olacak hayati öneme sahiptir. Bu noktada akıllardaki soru şudur; Biz, bu geleceğe ne kadar hazırız?
Türkiye artık bir an önce, bu sorunun cevabını içtenlikle vermeli ve içinden geçtiği bilişim çağına uygun politikalarla, bu yeni çağa hazırlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki, yakın geçmişte Sanayi Devrimi’ni atlamak bize bir imparatorluğa mal olmuştur, bilişim devrimini atlamak ise büyük ihtimalle “Milletimiz”e mal olacaktır.
MAYA, atılması gereken bu adımlar için yola çıkmıştır. Bu yolda yeni şeyler söylemek ve yeni şeyler üretmek hedefiyle hareket edecektir. Bu harekete öncülük eden bizler kendimizi, sadece, bu milletin gençlerinin önünde sonunda yakacakları meşaleyi tutuşturan kıvılcımlar olarak görüyoruz.
Biz, kendi tabuları ve düşünce dünyalarının sınırlarını belirleyici olarak kabul eden anlayışı reddediyoruz. Biz, canımızdan daha çok sevdiğimiz bu ülkede birlikte hareket etmek ve geleceğimizi birlikte kurmak istiyoruz. Biz sadece “bildiğimiz” yola çıktık, arkamızdan gelenlerle yeni yollar keşfetmek, yeni yollar inşa ederek geleceğe güçlü bir Türkiye hazırlamak istiyoruz. Bu sebeple yapacağımız her araştırmada, yürüteceğimiz her çalışmada, düzenleyeceğimiz her etkinlikte ve eğlencede birlikte olacağız, birlikte
düşüneceğiz, birbirimizi dinleyeceğiz ve birlikte öğreneceğiz. Birlikte gelişecek, birlikte isteyecek ve geleceğimizi birlikte inşa edeceğiz.
İşe düşünmekle başlayacağız. Yaşadığımız sıkıntılar ne kadar büyük olursa olsun, geçim derdimiz, gelecek endişemiz, hayal kırıklıklarımız ve umutsuzluklarımız ne kadar derin olursa olsun düşünmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Çünkü hiçbirimiz yalnız değiliz! Bütün bunların üstesinden gelebilmemiz için yeniden düşünmeye başlamalı ve harekete geçme iradesini göstermeliyiz. Aklımızı ve gönlümüzü başarabileceğimiz duygusuyla mayalamalıyız.
Bu MAYA’nın tutması için her zaman insan onurunu önceleyerek dürüst ve güvenilir ilişkiler kuracağız. Her şartta birbirimize yardım edecek ve her konuda önyargısız ve tarafsız bakış açımızla gönüllülük prensibiyle çok çalışacağız.
Büyük bir değişimin arifesindeki dünyanda, Türkiye’nin ve Türk gençliğinin daha güçlü yer almasını sağlayacağız.
Çünkü biz sadece bugünü değil, Ötesini Düşünüyoruz.